Türk Sanatında Siyasi Portreler

“Anlamsız, hiçten ibaret değildir.
Kendine özgü gerekleri, mantığı vardır ve
anlamlı olan bunları hesaba katmak
zorundadır.”

Bonitzer

Siyasi yüzler yaşamımızın içinde önemli bir yer tutar. Kültür tarihimizde başlangıçtan günümüze siyasilerin duvarlarımızdan meydanlarımıza kadar
portreleri hep hayatımızdadır. Siyasetin dolayısıyla siyasi yüzlerin varlığının oluşturduğu toplumsal boyut, sanatın da doğrudan ve dolaylı yollarla siyasetle ilgilenmesini zorunlu kılmıştır. Bu ilginin boyutlarından biri de siyasi portrelerle görünür hale gelir.

Bireylerin siyasetle ilgilenmesinin nedenleri oldukça fazladır. Bireyin toplumla bütünleşerek bir refah –dolayısıyla mutluluk- seviyesi yakalayabileceği, kendisiyle aynı şartlarda ve rahatlıkta yaşayacak insanlardan oluşan bir toplum modelini bu figürlerde görüşü nedenlerden yalnızca biridir. Siyasi figürlerin, bireylerin dünya görüşü, ideolojisi veya eğilimlerini hitabet sanatıyla ve iktidar gücüyle bütünleştiren bir görünürlük kazandırması da etkilidir. Bu bütünleştirme birey için sembolik ifade biçimine dönüşür ve ötekinin (karşıt siyasi figürlerin) varlığını hissederek kendilik bilincinin oluşmasına yardımcı olur.
Bireyler tek başına elde edemeyeceğini bildiği ‘iktidar’ gücünü siyasi figürlerle özdeşleştirebildiği yani iktidar arzusunu gerçekleştirecek ideal insanı bulma çabasının sonucu olarak da siyasetçilere yönelir. Geçmiş kehaneti ve gelecek beklentilerini de siyasetçiler aracılığıyla somutlaştırır.

Siyasetçi, siyasi lider, siyasi figürler sanatta varlığını çoğunlukla portreye dönüşerek hissettirir. Resimlerde, afişlerde, heykellerde, karikatürlerde siyasi figürlerin yarattığı ideolojik, toplumsal etkiler, bireysel (sanatçının bakış açısı) eğilimlerin katkısıyla portrelerde estetize edilir. Bu etkiye sanatın burjuvazi ile kurmak zorunda olduğu bağ ve doğasına uygun içkinlikle takındığı muhalif tavrın da etkili olduğu eklenmelidir.

Batılı anlamda resim örneklerinin iktidar sahiplerinin portrelerinin yapılmasıyla başladığını söylemek yanlış olmaz. İtalyan ressam Gentile Bellini’nin yaptığı II. Mehmet portresi ilk örneklerdendir.

Portre yapma sürecinde gerçekçi yaklaşımlarla yapılan minyatürlerin de(Nakkaş Sinan’ın portreleri gibi) etkili olduğu unutulmamalıdır. Devam eden süreçte II. Mahmut’un devlet dairelerine asılan portresi, Sultan Abdülaziz’in at üstündeki heykeli bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Osmanlının Batılılaşma sonrasında Meşrutiyetle girdiği dağılma ve çözülme sürecinde milliyetçilik rüzgârının esmesi, kutuplaşmanın artması, çok uluslu yapının bozulması, Tanzimat’la atılan sanatsal ve kültürel değişim adımlarının güçlü bir altyapıya dönüşmesinin önünde engel teşkil etmiştir.

Bu süreçte II. Abdülhamid’in siyasi bir figür olarak kahramanlıkla katillik, vatanseverlikle hainlik gibi karşıt algılarlakonumlandırılması, onu sanatın da malzemesine dönüştürmüş ve Abdülhamid portreleri özellikle Batı’da sıkça yapılmıştır. Fransa’da 1901 yılından 1936 yılına kadar yayın hayatını sürdüren “l’assietteaubeurre” adlı dergi 1902’de II. Abdülhamid görseline yer vermiştir ve II. Abdülhamid kafasında fesi olan bir kasap olarak resmedilmiştir. Hep alay unsuru olan fesi özellikle kullanılmıştır. Kucağındaki kurban, kafasının kesilmesini beklemektedir. Arkadaki kalabalıksa katliam kavramını vurgulamaktadır. II. Abdülhamid bu resimde Türkiye’yi sembolize etmektedir. Ve yaratılan görselle pek çok rol karaktere giydirilmiştir. Karaktere giydirilen rol “Doğulu=Katil=Müslüman=Türk” imgesine katkı sağlamış olmalıdır. Aynı dönemde 1908 Jön Türk Devriminin önderlerinden Mahmut Şevket Paşa’nın yıldızı, 31 Mart isyanı ve Hareket Ordusu ile parlar ve Paşa dönemin önemli siyasi figürlerinden biri olur.

Simon Agopyan, Mahmut Şevket Paşa Portresi, 140x85 cm.,T.ü.y.b., 1910, Harbiye Askeri Müze Kol.

Askeri üniforma içinde, yeşil kuşağı ve kalpağı ile resmedilen Mahmut Şevket Paşa, bir eli belinde diğer eli de kılıcını sımsıkı kavramış şekilde resmedilmiştir. Osmanlı’nın son yıllarında etkin bir asker olan Mahmut Şevket Paşa güçlü olduğu dönemde resmedilmiştir.

II. Meşrutiyet döneminin ortaya çıkardığı siyasi yapılanma ve kutuplaşmanın biçimsel olarak bugüne benzediğini düşünen Kerem İşcanoğlu da Talat, Enver ve Cemal Paşaların portresini yapmıştır. Böylece bugünün dünyasına, geçmişi yeniden üreterek bir vurgu yapmıştır. İşcanoğlu’nun bu portresi siyaset sanat ilişkisinin ortaya çıkardığı tarihselliği de imlemektedir. I Dünya Savaşı ve hemen ardından başlayan Kurtuluş Savaşı yıllarında siyasi portreler, sanat-propaganda ilişkisini temsil eden örneklerle doludur.

Kerem İşcanoğlu, Kutsal Üçleme, 100x70 cm., Desen

Cumhuriyet’in getirdiği yeni insan, yeni aydın tipinin idealize karakteri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk portrelerinin ön planda olduğu görülür.

Nazmi Ziya Güran, Atatürk, 146x96.5 cm., T.ü.y.b., 1925, Mimar Sinan Üniv. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Kol.

Nazmi Ziya’ya ait olan “Atatürk” portresi yalnızca Nazmi Ziya’nın yapmış olduğu portreler arasında en başarılı olanı değil, Türk resim tarihinde de yapılmış en iyi portreler arasında kabul edilir. Asker üniforması içerisinde resmedilmiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün, elinde bir dürbün vardır ama aydınlık mekân bir savaş alanı değildir. Etrafında herhangi bir ayrıntının bulunmadığı portre, Cumhuriyet ilanı sonrasında takvimlenmiş olmasından dolayı ülkenin Batı’ya yönelen geleceği ile de ilişkilendirilebilir.

Atatürk portreleri, bazı sembolik göstergelerin eşlikçi olduğu gerçekçi yaklaşımlarla çizilmiş böylece Atatürk’ün kahraman, kurucu, kurtarıcı, lider sıfat larıyla pekiştirilen bir düşünce sisteminin oluşumuna katkı sunmuştur.

Hüseyin Avni Lifij, Mareşal Fevzi Çakmak Mesaide, 164x128 cm., T.ü.y.b., 1923, Mimar Sinan Üniv. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Kol.

Hüseyin Avni Lifij’in eserinde Türkiye’nin ikinci ve son mareşali Fevzi Çakmak üstünde üniforması, masa başında çalışırken görülmektedir. Düşünceli bakışları, masanın üzerine yaydığı harita üzerine yoğunlaşmıştır ve sol elinde tuttuğu kalemle birtakım planlar yaptığı anlaşılır. Avni Lifij’in onu, Büyük Taarruz’un askerî planlarına çalışırken göstermek istediği düşünülebilir.

Atatürk döneminden sonra çok partili hayata geçiş sürecini yöneten İsmet İnönü’nün özellikle dış politikada attığı adımlar, bugünün Türkiye’sinin oluşumunda etkilidir. İnönü’nün siyasi hamleleri süreç içerisinde günümüze kadar özellikle mizah (Karikatür) sanatının ilgilendiği konulardan biri olmuştur. Çok partili hayata geçiş ve sonrasında 1960 Devrimi farklı türde bir siyasi değişimin önünü açar. Türk siyaseti –Batılı yakla-
şımın odakta kalmaya devam ettiği- çift kutuplu bir yapılanmayla karşı karşıyadır. Karikatür ve siyasi hiciv bu noktada tüm sertliği ile ön plana çıkar. Bir taraftan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan gibi siyasi figürler diğer taraftan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mahir Çayan gibi sol hareketin genç önderleri portre sanatının siyasi yüzleri olarak sıkça görünürler. Bu figürler estetik alanda birer portre
olarak ele alınırken –özellikle Demirel, Erbakan, Ecevit- eleştirel yaklaşımlar ön plana çıkar. Örneğin Şenol Yorozlu, 1996 tarihinde yapmış olduğu Çoban Sülü portresiyle ile eleştirmenin ötesinde politik tıkanmanın nedeni olarak gördüğü devletin zirvesindeki isme âdeta meydan okur ve
bu meydan okumada mizah sanatçının en etkili ilahıdır. Yüzü koyu renklerle boyanmış olan “Çoban Sülü”, Ege’ye özgü kıyafetler içinde tipik bir efeyi andırır. Yorozlu, figürüne giydirdiği gömlek ve kafasına doladığı başlıkla onun geçmişine atıfta bulunur.

Şenol Yorozlu, Çoban Sülü, 185x185 cm.,T.ü.y.b., 1996, Özel Kol.

Bununla birlikte siyasi figürlerin temsil ettiği değerleri tasvirci ve izlenimci yaklaşımlarla portrelerine yansıtan sanatçılar da vardır. Deniz Gökduman’ın Bülent Ecevit portresi, Bülent Ecevit’in karakteri ile özdeşlik kuran ayrıntılarla dolu olduğu için önemli ve anlamlıdır. Gökduman’ın politik simalar, Türkiye gündemini etkileyen olaylardan örülü temalardan oluşan resimlerinden biri olan Bülent Ecevit portresi, sanatçının kullandığı Pop Art tarzı bir üslupla dikkat çeker. Kullandığı renkler ise halk arasında Ecevit Mavisi diye adlandırılmaktadır. Bilindiği gibi Bülent Ecevit bu renk gömlekler ile meşhurdur.

Deniz Gökduman, Bülent Ecevit, 70x50 cm. T.ü.a.b. 2008

Ecevit’in 1970’lerdeki yaptığı bir mitinglerden alınmış bir görseldir. Arka kısımda yer alan siyah renk ise Ecevit’in lakabı Karaoğlan’ı simgelemektedir. İktidar alanında gezinen siyasi figürlerin dışında siyasetle ilgilenen, geniş kitleleri etkileyen kişilerin portreleri de yapılmıştır. Bunlar arasında Deniz Gezmiş’in sembolik değerler atfedilen siyasi duruşu, pek çok sanatçının dikkatini çekmiştir. Deniz Gezmiş portreleri arasın-
da Bedri Baykam’ın İçim Parçalanıyor adlı portresi teknik ve içerik bakımdan önemlidir.

Bedri Baykam, İçim Parçalanıyor No82, Deniz Gezmiş, 180x134 cm., T.ü.kar.tek., 2009, Özel Kol

Bu portre, Baykam’ın siyasi yönüyle ve ressam kişiliğini birleştiren, Deniz Gezmiş’i protest kişiliğiyle yansıtan ve onun insani yönünü bir arada vurgulayan dışavurumcu bir yapıttır. Sanatçı kırık ayna parçalarını keskin yüzeyli, kanatıcı bir tehlike nesnesi olarak kullanmış ve izleyicinin yüzleşmesini hedeflemiştir.

1980’li yıllardan günümüze uzanan süreçte de siyasi figürlerin varlığı karikatür, fotoğraf, resim, heykel gibi sanatların daima ilgilendiği bir konu olmuştur.

Heykel sanatının görünür olmasında siyasilerin yaklaşım ve isteklerinin portre odaklı oluşu etkili olmuştur. Siyasi figürlerle sanat portre odağında kesişmiş böylece sanatın siyaset, toplum hassasiyeti, mizah, eleştiri, ideoloji gibi alanlarla nasıl temas kurduğu da gözler önüne serilmiştir.

Toplumların fikirleri çeşitli iletişim araçlarının desteğiyle değiştirilebilmekte, pekiştirilebilmekte veya ortaklaştırılabilmektedir. Toplum içerisinde farklı düşüncelerin farklı sembolleri vardır.

Nakkaş Sinan, Gül Koklayan Fatih Sultan Mehmet’in Portresi


Bunlar olduklarından fazlasını ifade ederler. Bir bakıma kendi varlıkları sembolik anlamlarının altında yiter ve zamanla kaybolur. Bu anlamlar konusundaki ortaklaşma, imgelerin pozitif veya negatif değerlerle zenginleştirilmesi, sanatın konusudur. Her siyaset kendine yüzler bulmakta ve bu yüzlerle varlık gösterebilmektedir. Siyaset tartıştığını Nakkaş Sinan, Gül Koklayan Fatih Sultan Mehmet’in Portresi düşünen birçok isim yanılmaktadır. Savaşan imgelerdir. Burada sanat siyasetin hizmetindedir. Muhalefet ve iktidar mücadelesi bu imgelerin kıyasıya savaşıdır.

KAYNAKÇA
Artun, A., “Sanat Hayat Bir Muamma Aforizmalar”, İletişim Yayınları, (2015).
Artun, A., “Sanat Siyaset, Kültür Çağında Sanat ve Kültürel Politika”, İstanbul, İletişim Yayınları, (2014).
Avcı, H.E., “Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları 1915”, Timaş Yayınları, (2015).
Baloğlu, H.A., “Ölmeden Önce Türkiye’de Görmeniz Gereken 101 Portre”, Caretta Yayınları, (2014).
Baran, D., “Seçimler ve siyasiler karikatürlere nasıl yansıdı?”, http://www.dunyabizim.com/mercek-
alti/22021/secimler-ve-siyasiler-karikaturlere-nasil-yansidi (2015).
Berger, J., “Görme Biçimleri”, Metis Yayınları, Çev. Yurdanur Salman, İstanbul, (2007).
Bonitzer, P., “Kör Alan ve Dekadrajlar”, Metis Yayınları, (2011).
Danto, A.C., “Sanat Nedir”, Sel Yayıncılık, Çev. Zeynep Baransel, İstanbul, (2013).
Doğanay, E., “Ölmeden Önce Türkiye’de Görmeniz Gereken 101 Portre”, Caretta Yayınları, (2014).
Duben, İ., “Türk Resmi ve Eleştirisi;1880-1950)”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, (2007).
Erten, Ö.İ., “Ölmeden Önce Türkiye’de Görmeniz Gereken 101 Portre”, Caretta Yayınları, (2014).
Giddens, A., “Modernliğin Sonuçları”, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, (2016).
Jameson, F., “Modernizmin İdeolojisi”, Edebiyat Yazıları, Metis Yayınları, İstanbul, (2008).
Tekiner, A., “Atatürk Heykelleri; Kült, Estetik, Siyaset”, İletişim Yayınları, (2011).
Yetkin, Ç., “Türk Halk Hareketleri ve Devrimleri”, Say Yayınları, İstanbul, (1984).